Kayıtlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dert ve Adam

Ansızın kapısını çalan derde, onca zaman konuştuğu kelimeleri nereye koyduğunu bulamadan sustu. Ne kapıyı kapadı, ne de derman oldu. Öyle bakakaldılar birbirlerine dert ve adam.  Gözü bir yerden ısırıyor adamın, amma velakin  çıkartamıyor boğazındaki düğümü. Kapı da açık ya, estikçe dışarının derdi, iyice kaşınıyor adamın boğazı. Malum ev hali yakalanmış derde. Üstü başı salaş...  Dert de demiyor ki " Bana bir eğlence medet ", safi baktırıyor kendi sıkılmışlığıyla. O da kendinden bıkmış belli. Ama varmıyor dili demeye. Derse, deva olunur kendini yitirir diye korkuyor dert herhal. Adam kısıyor gözünü, kaşıyor başını; yok. Elleri terliyor adamın. Sanki bir an kısmak yerine tamamıyla kapasa gözünü, çarpacak kapıyı! Dönecek sağına önüne gelen ilk eşyayı fırlatacak bir yere, tortu kaplamış boğazıyla haykıracak sövdüğünü, biraz göğsü yanacak, kalbinin ritmi şaşacak ama anlık da olsa bir nefes verişiyle koyacaktı, bütün unutkanlığına karşı tavrını! Oysa üstüne kontrbas ...