Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Senden tek ricam var; kalbine sahip çık...  Kalbin etraftan daha mühim. Etraf değişir, sistemler değişir, seçimler değişir yanına kalan kalbin olur.  Zaman zaman dünyevi dertlerin, zihninle birleştiğinde akıl almaz bir hal alır.  Aklın almadığı zihin oyunlarının peşinden gitme... Aklın almadığı tek şey aşkın olsun, onun peşinden git. Bu dünyadaki tek teneffüsündür aşk. Onu da zihnine heba etme. Zihnin toprağına aşkını gömersen, "keşke" dışında bir şey yetişmez.  Aklın almadığı günlük şeylerin peşinden gittiğinde, bir hurafe yüzünden töre cinayeti işlemiş bir çocuk gibi kalakalırsın kendi dört duvarında. Sevdiğin ya da tanımadığın birinin yaşamına neden son verdiğini anlayana kadar aklın başka bir şey de almaz olur bu dünyada. Sen başkasının düşmanını yok edeyim derken, kendine düşman edersin kendini. Gönlün senden uzaklaşır... Seni ilelebet götürecek tek şey olan gönlünü de başkasının korkusuna kurban edersin. Sen kendi içine odaklan. İnsanız elbet korkarız fakat kor...

HATA

  Görünmeyen hatalar var. Asıl yapanı belli değil, görünmez. Ararsın kimin hatası olduğunu. İçindeki hafiyeyi bir hayli uğraştırır .   Hata,  adeta sahibi olmayan yavru bir can gibidir. Kimse nasıl büyüyeceğini bilmeden almak istemez. Hatasını bile kendine uygun seçmek ister. -Bilmez ki uygun olmayan ona düşmez -. Sonu belli olsun ister,  hatayı bile bilerek yapmak ister. Onu da bilir insanoğlu! Bilerek yapar, ben biliyordum der... Hatanın bile tadını çıkaramaz. Sürprizinden çekinir hatanın. Sonundan korkar da başına güvenir.  Halbuki cevher gibidir hata.  Arayıp soruşturduğunda, aslına vardığında görürsün hatayı. Cevher gibidir ya hata, salt kazanım hissi vermez. Piyango çoşkusunu bulamazsın o cevherde. Öncelikle bir hazım sorunu yaşatır. O aidiyeti hissedemezsin.  Sesli sesli reddeder, arada yutkunurken kabul edersin. Sustuğun cümleleri de diyemezsin, çünkü insanoğluna giz vermişler.  Bak onca mitlere... Boşuna mı bu miras?  Lakin her ...
 Yarım.  Ne demek diye sorsan bitemeyen bir cümle ile girerim konuya. Öyle yüksek enerjiyle başlarım ki cümleye, öyle kitabi...  Ama sonunu getiremem. Sanki biri tutar dilimi. Tıkanırım yarımı anlatırken bile.  Öyle bir yarım.  Hatrı kalan bir şey bu yarım, devamının tamam olduğuna inandığın vehayut evvelinin tamamına inanmadığın. Evveli senin oysa ki. Senin tamamsızlığın ve bugünün yarımlığı. Nerden baksan ahmakça. Ama ahmaklık bazen öyle... Günlük dertlerin tamamını unutup, varlığımın yarımına düştüm. Biri çelme taktı. Ya da bir çelmeye takıldım. Ya da çelme uzun süredir takılayım diye gerim gerim geriniyormuş da, bir sarhoşluk anında bin kilometre gidip takıldım. Takıldım işte, süsleri bir kenara bırakalım. Velhasıl çelinen ben, bir hayatın ayağında bir süre yüzü koyun yattım. Kalktım az biraz, belimden doğruldum. Yüzü vardı. Yüzü için birkaç bin kilometreden daha düşebilirmişim gibi hissettim. Yüzü, benim herhangi bir şeyin yüzünden yapmadığım herşeyden daha...

?

 Hangi şarkı anlatır senin derdini?  Hangi şiirde ahvaline derman bulursun?  Hangi memleket senin çocukluğundur?  Ya da hangi insanda kendine gelirsin?  Bir yolsa bu ömür dediğin, durağa arzun nedendir?  Sadece iki soluk almak için mi sarılır insan bir diğerine?  Yoksa evladiyelik dediğimiz şey mi birleştirir bizi?  Bilmediğimiz halde neyi geleceğe teslim ediyoruz? Ya da neden düne emanet bugünün duyguları? Neden olmamışlar yüzünden olanı yitirmek asli görevimiz?  Neden bir tasvire ihtiyacı var hislerimizin?  Bir diğerine anlatmak arzumuz neden?  Neden haklı çıkmak istiyoruz yüzyıllardır haksızlıkla dönmüş bu dünyada?  Tarihe inat bu haklı çıkma gayretimiz neden?  Neden bütün bize, bugüne  ait olmayan şeylerle değerimizi ziyan ederek güçleniyoruz?  Hakiki güç yaşamak iken, neden ölümün gücüne sığınıp varoluyoruz?  Bildiğimiz varken, bilmediğimize sığınmak neden?  Yorgunluğunu bir apolet gibi taşıyan ins...
 Yoruldu günler. Sabahın nuru gitti, gündüzün hayrı. Derdi ortak ettik şimdiye. Gerdik gönlümüzün yayını. Ne öteki yaptı bunu bize, ne beriki; içimizdeki yaptı. Bunca gamı, derdi sen ben giydik. Kırdık yüzümüzü, yapıştırdık tekrar. Kırıldıkları yer hala aşikar...  Yoruldu yarınlar, daha gelmeden bugünün yorgunluğunu anlattık bilmediğimiz yarına, bildiğimiz gibi oldu yarın. Baktık bildiğimiz gibi, hemen buyur ettik. Bize tanıdık olsun yeter, hemen veririz bizim sandığımız malı mülkü. Hemen veriririz yaşama hakkımızı. Sana bana öğretilen her şeyin tamah etmek üzerine olması boşuna mı? Sen yeme, içme, hakkın da değil yaşama; lakin tanıdık birini buldun mu hemen yaşat. Çünkü tulumbayız biz, suya boyu yetmeyenlere su çekmek için gelmişiz. Velhasıl ver Allah'ın suyunu, Allah'ın tembeline. Sana kalmazsa su, bırak Allah'ın sana verdiği güç var. Ona vermemiş, senin sırtına vermiş... Olsun... Sen yor yarınları, hayra değil de bugünün aynına yor...  Bilmediğimiz şeyler korkutuyor bi...