Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
 Küçüktüm, kalbim çarpmıştı... Aşık olmuştum. Aşk ne demek bilmiyordum bile. Tanıdıklara, aileme sordum. Anlatılanlara göre aşık olmuştum. Dün gibi hatırlıyorum, kalakaldığımı. Sadece olduğum yerden onu seyretmek istiyordum. Ona bakmak... İlk canlıların kendine yabancı bir başka canlı gördüğünde idrak süreci vardır ya, Adem gibi bakmak istiyordum sadece. Konuşmak bile değil...  Denizi hatırlıyorum, sanki her dalgasıyla başka bir coğrafyadan tutkuları taşıyordu köpürmesiyle. Bense dünyanın aksine duruyordum. Hareket edersem ne olacağını bilmez bir halde...  Aşk nasıl yaşanır diye araştırmaya başladım. Bilmiyorum. Ama yaşamak da istiyorum.  Tabii benim çocukluğumda bir bilgiye ulaşmak için yalnız kalmaman gerekiyordu. Yalnızlık, hele ki küçüksen hiçbir şey öğrenmene vesile olmuyordu. Bizim zamanların Google'ı eş dost, şayet boyun yukarıya yetiyorsa da ansiklopediler... Ve benim boyum yetmiyordu o zamanlar... Sormaya başladım. Anlatmaya başladılar. Yetmedi ben tekrar so...

Cambaz

Sıfırın oralarda bir yerde bir seyir Bir desen değil, eksiği var desen yok.  Sıfırın üstünde adeta bir ip cambazı gibi yürüyorum.  Maharetim izlenmeye değer.  Gözün takılsa devamı gelir, bi dikkatini çeksem birin İkisi de olur üçü de Ama dikkat çekmek de istemiyor içim.  Sıfırla olan bağım ne henüz bilmiyorum.  İçimin bildiğini anlayabilene kadar cambazlığa devam... Güzel oyunlar oynarım kendime  Bazen geçerim karşıya seyrederim eşin dostun gördüğünü Bazen düşerim içime gözüm görmez olur sevdiğimi  Varımı yoğumu bi hayale yüklemişim Alaaddin'in uçan halısı bile taşıyamaz benim varımı. Yoğumu da ben...  Halden hale geçerim, insanlar burcum sanar Yorulur bazen düşerim dizim kanar Alırım dersimi, iki üç güne geçer  Ben seyrimi bozmam sıfırın oralarda...  Bir olmaktan çekinirim her hal Eksilmekten de korkarım içten içe, Kimseye söylemediğim saatlerim var eksilmekten korkarak geçen... Kalkıp otururum kendi başucuma  Kendimi sakinleştirir...

Kalbim yok

 Kalbimi koyduğum yeri unuttum. Kaybetmedim, evdeyken attığını hatırlıyorum. Ama uyandıktan sonra bulamıyorum.  Bütün bunlar uyudum diye mi oldu diyecem ama her olana kendinden bir sebebiyet arayan insan olmak da bir hayli yorucu.  Ben yorulmak istemiyorum.  Zaten kalbim yok. Bir de yorgunluk.  Velhasıl uyudum.  Hatırlıyorum...  Her gün olduğu gibi... Bir anlam yüklemeden uyudum.   Zamanda geriye gitmekte iyi değilim.  An be an hatırlamam neler olduğunu.  Genelde bütün hayatımız, büyüklerimizin bizi yönlendirmesiyle felaket tellalı olarak biçimlenmekle geçtiği için, bu anı yaşamak yerine sonraki anı kurguluyorduk.  Böylece lokum gibi ziyan ediyorduk şimdiyi.  Bu sebepten herhalde, ben hatırlamıyorum ne yaptığımı.  Muhtemelen sabahı düşünüyordum çünkü  Ve sabah düşündüğüm gibi olmadı.  Şiirsel olmamaya çalışıyorum ama kalbim yok diyince de insanların aklına romantizm geliyor.  İnanmazsın; şiirin olmadığı gibi...

Hastalık

  Hastalanmamaya çalışıyorum. Bunca koşunun arasında durmayı seçiyorum. Önceleri daha savruktum. Bir şeye inanmamayı seçmek daha uygun geliyordu. Her seferinde değişiyordu parametreler ve inanmamak istikrarı sağlanacak en kolay şey idi. Yormuyordu beni. İnsan, inanmamayı seçtiğini zannettiği bir çok anda bunun seçim değil de sığınmak olduğunu pek anlamaz. Benim farkı anlayışım erken oldu, hem de inanmamanın yakışıklılığına rağmen. Reddetmek yalnızdır. Yalnız gibi görünür daha çok, sürüyle inanmayan yalnız kalabalık vardır bir yandan. Zanneder ki insan, yaptığı şahsına münhasır.  Ben bu yakışıklı gençliğimi, şık reddedişlerimi inanma ile bir kenara bırakmaya başladım.  Kaykayımı bir kenara koyup yürüyerek büyümeye başladım. Sonrasında oturdum, dedim ki; " Ben bu duruma inanıyor muyum?"  Demek inanıyorum dedim kendime, sorduğuma göre... İnanmışım.  Başka bir yöne girdi zihnim hastalanmamak adına.  Sanki inanınca ihtimal artıyor gibi, farkındalığın gelişince b...
 İçim bir garip bugün.  Devri alemime düştüm, durduğum yerden. Hatıraların içinde saydam bir seyyah gibi... Uğradım şimdi dokunamayacağım her bir anıma,  Sarıldığıma, sevdiğime, yorulduğuma hatta kırdığıma bile... Kucağına kıvrıldım birinin, sustum duymadığında. Rüyamda sabrettim bugun. Bir anlık bir şey olduğunu bildiğim halde rüyanın,  Sabretmeye kalkmak da büyük cesaret.  Ettim ama;  Gerçekte etmedim... Ben şimdi hangi günümün neresindeyim bilmiyorum Hangi hatırın kenarına takıldım da düştüm?  Zamanda büküldü umudum sanırım,  Ben ise bir aksırık kadar çabucak sırt döndüm bugünüme.  Tek derdim aksırırken ağzımı kapatmak idi oysa, sırtımı da dönmüş bulundum. Nezaketen yaptığım şeylerin felakete dönüştüğü anlardan biri... Felaketten korkuyor değilim de,  Sırası mıydı şimdi  buradayken aklımı dünlerden toplamanın? Dünümü bugünüme tekrar tekrar anlatmak beni bi hayli yoruyor.  Hem bugünüm yarım heves, hem dünüm bir bozuk bana....