Kayıtlar

Temmuz, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bugün

Resim
Bugün hiç acelem yok, hayatı aaamaaaaann 'lı yaşıyorum. Kaygımı da almamışım çıkarken. Bir adam sigarasını yakarken kaygımı sordu ceplerime baktım bulamadım. Gaipten keyifler duyuyorum. Sürekli sular akıyor bi yerden, ben uyurken şehir çok içmiş ve kusmuş olmalı. Ee tabi şehir, haritada durduğu gibi durmuyor! Yorgunum galiba biraz,  dün gece hangi şehirleydim kim bilir. Sabaha karşı telaş usulca not bırakmadan kapıyı çekmiş gitmiş... İnsanlar koşturdu ilk defa, etrafıma bakındım, bir vapur düdüğü dindirmedi zaten olmayan merakımı. Ben yürüdüm, bir ara onlardan etkilenip hızlandım, iki adım sonra geldim kendime Yavaşladım. Kendimleştim tekrar. Sonra yavaş yavaş yürüdüm insanlar koşarken, telaşsız bindim vapura.  Arkada en güzel yeri bana ayırmış vapur ahalisi, ben de kıramadım heveslerini oturdum. Bilmezler ki orası güzel diye oturmadım ben, bendendir güzelliği. Hava bile biraz amaaaaannncı bugün, yaprağın kıpıdayası yok rüzgarın kıpırtadatası. Alan razı satan razı. Ha ...

Görsen muhakkak...

Resim
Bir sevdiğim vardı benim, yakındaydı. Görsen muhakkak tanırdın onu. Aynı bendi. Ben gibi severdi. Uyku aralarında sarılırdı bana. Boynumda hatrı vardı. Ben sarılmasam boynum sarılırdı ona. Bir kalbi vardı kadınlığından öte. Öyle güzel atardı ki, sen heyecanlanırdın!  Görsen muhakkak tanırdın.  Bazen ufak oyunları vardı ama bilirdin, görünürdü. Göstererek oynardı, oynamayı severdi o.  Küçük oyunları vardı, küçük oyunlara alet olmamıştı, oyunu keyfen oynardı. Hayatını oyuna heba etmemişti. Oyun(du). Bazı sabahlar kahvaltı hazırlardı bana, olandan olmayacak şeyler türetirdi. Lezzetliydi elleri, belki pamuk değildi ama lezzetliydi. Zaten pamuk bir el ne kadar sevebilirdi ki? Gerçi o da pamuk elleri olmasa da pamuk elleri olan biri gibi davranıyordu... Görsen muhakkak tanırdın. Bir kahvede muhabbeti baki kalan bir insandı,  sohbeti şekersiz kahveyi arada kaynatırdı, telvesi bile gözünde kalmazdı. Fincanı kapatır ama bakmazdı. Hayata karşı yürümekten yorulduğun ...

İnsan.

Resim
Saat 15:00’e geliyor… Artık uyanma vakti. Kalktım mutfağa doğru gittim. Gazetemi açtım, dolaptan sarımsak çıkardım. Gazetenin üstünde sarımsak soymak kolay oluyor, etraf kirlenmiyor; malum sarımsak kabukları şeffaf ve yapışkanlar. Onlar kendi aralarında gazeteyle anlaşıyorlar.  Gazete de yapışkan ama şeffaf değil.  Sarmısakları sürahiye koydum, üstüne de zeytin yağı... Ohh mis! Kapattım ağzını. Yüzümü yıkamadım ama görüyorum. Saçım başım darmadağınık gel gör ki naneli şeker atınca tertemiz hissediyor insan kendini, bütün kirlerim akıyor gidiyor. Hem şeker daha ucuz sudan! Radyoda şöyle güzel bir müzik açmadım. Kendi boktan sesimle başarılı şarkılar söylemeyi tercih ediyorum genellikle. Evde filtre kahve makinesi olmadığı için çay demleye karar verdim. Son çay yaptığımda su tükenip ocağın altı yanar halde kaldığı için çaydanlığın ömrü bugüne vefa etmedi. Onu saygıyla anıp tenceremsi edavatlarla çay demlemeye koyuldum. Sandviç mi yapsam veyahut yumurta mı kırsam?  Şu so...
Resim
Ben buraya ait değilim Bu sabahlar bu haksızlıklar bana göre değil. Hak hukuk da bana göre değil. Koşulsuzdur bende yarınlar, plansız. Ben buraya ait değilim, Çok önce doğup, erken yaşta da ölmeliymişim. Bu boğuşmalar, bu basitlikler bana göre değil. Hesaplar arasında bölünen insanlardan olamadım hiç. Tek hatam düne keşke derken bugünü de kaçırmam elimden. Ama vefasızda olamıyorum dünüme, Her dün için bir gün veriyorum bu hayata. Safça hatır yapıyorum belki ama Ben buraya ait değilim. Ben bir kahvenin, bir dokunuşun hatırını taşırım bünyemde Dokunmak da emek ister en az kahve kadar... Belki insanlara göre gülüncüm Kendime göre ise garip. Yarına uzanmak hevesi rafa kalksa da   Dününe sahip...

Sessiz Sakin

Resim
Bekle de gözüm bir kapansın öyle gel önüne, Ya da hemen kapı eşiğinde ol da öyle başlayım günüme Anahtarımı almadan çıkamadığım gibi Elini tutmadan kapıyı kilitleyemiyim. Veyahut yalnızlığımdan keyif aldığım günleri hatırlat bana, Sen yokken de hayata nasıl tutunduğumu... Ya sensizliği hatırlat bana  Ya da içinden bir yere gitmeme izin verme. Ben kıvrılır uyurum bir yerde. Hem arkadaş da çağırmam hiç, Gürültü patırdı da yapmam Sessiz sakin yaşarım seni  Sana uyurum. Sana uyanırım.
Resim
E gel sen kırk yıl hatrı olan kahvelerden içelim Yetmişimde ölürüm zaten. Benimkini boşver, kahveninkinden fazlasını istemem hatır gönülde. Ben pek hatır gönüle de inanmam esasen, Gönülde olan hatır'a gerek duymaz. Oluverir... Bir bakarsın yetmiş olmuşum, Hala bir kumsalda, elinden tutarak yürüyorum. Bazı bazı söylenmeyi de elden bırakmamışım ama Bir elimde sen, bir elimde dünya hali...