Sabah
S abah. Ama bu yazıyı okuduğunda aklına gelen sabahlardan değil. Hiç kimsenin aklına gelmeyen bir sabah! Senin aklının tahmin ettiği kadar değil, benim aklımın yaşadığı halde almadığı kadar bir sabah. Bir pencere buldum. Sadece kafamın sığabileceği büyüklükteydi. Dışarı baktım. Ya da bilmiyorum dışarısı mı, içerisi mi? Sadece bir aralıktan başka bir yere baktım. Belki de hiç dışarısı diye bir şey yoktur. Belki de daha dışarıyı görebilen hiçbir bilindik insan oğlu yoktur... Güneş doğmuştu fakat senin aklına gelen renkte değildi. Yok yok az önceki cümleyi okuduğunda aklına gelen başka bir renkte de değildi. Rengin ışıkları çizgi çizgi düşüyordu görebildiğim yöne. Nedenini anlamadım. Dışarı da canları hala ellerinde olan varlıklar vardı. Sürekli olmasa da ara sıra görüş alanıma giriyorlardı. Bu bende merak uyandırmaya başladı. Gözümü kırptım geçti. Bir titreşim geldi arkadan, hırıltı gibi. Yani hırıltı diyor olmalısınız siz buna. Siz hiç hırıltı ş...