Yaramaz Zihin
Gönlümün camekanına bir taş attı zihnim. Parçalandı camları, tuzla buz. Her parça ayrı tuz bastı açık kalan yaralarıma. Yandıkça yandı kıyafetlerimin altında sustuklarım. Ama şık... Rüzgar değdikçe harladı kaş çattığım şeyleri. Yine çattık durup dururken dedim ama içimden. Kaşlarım yay gibi olmayı unutmuş zaten. Yana yana, döne döne vurdum duvarlara kendimi döneyim diye, geleyim diye kendime. Daha feci yaralar açtım kendime. Kaşıma derler ya bazı bazı, ben tahriş etmişim, çok olmuş tembihler havada asılı kalalı. Sanki kendi harı yetmezmiş gibi, kaşıyarak bir de kıvılcımlar eşliğinde yakmışım yüreğimi. Uzaktan hoş bir görseli olan bu ışık şöleninde, kendi uçtuğu yerlere havai fişek attıran kuşlar gibiydim. Kendime, nereye sıçrayacağını bilmediğim fikirler atıyordum. Ama şık... Kim bilir kaç insan uzaktan yaptığıma bakıp hayal kuruyordur, kimilerinin suratına bir gülümseme oluyorumdur, kiminin anlık şaşkınlığı, kimin ışıltılı yalnızlığı ama kanatlarıma zarar... Havai fişek gibiydi ...