Hayatın bir boğumunda gibiyim. Gün aydınlanmadan evvel siyahın üstüne umut eken alacalar gibi. Resmi güzel, umudu da var; lakin gel de sürecini bana sor. Gördüğüm yer geniş ama olduğum yer dar, tıpkı bir kum saatinin peşi sıra giden kumlarının üst üste bindiği yeri gibi. Koca bir ormanım varken, bir nefeslik saksıya muhtaç kalmış gibi hissediyorum. Kim geldi çöktü benim ormanıma, kim yol geçirdi ortasından, kim soktu bu iş makinalarını benim börtü böceğimin içine? Ben. Hayattaki şikayetlerimin muhattabının başkası ama derdimin sebebinin ben olduğunu farkettiğimden beri, aslolanın peşinde seyretmeye çalışıyorum. Şikayet, pastanın üzerindeki krema gibi. Fakat insanlar şikayetlerini bir kale gibi görüyor ve koruyor. Kale bile kremasıdır bir krallığın fakat oraya girmiyorum. Herhangi bir şikayete sığındığın zaman derdine varmak uzun süre alıyor. Şikayet bir ot gibi; budadıkça başka kollardan türüyor. Sense bir Don Kişot gibi havaya kılıç sallıyorsun bir ş...
Kayıtlar
Mayıs, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Sakin kalmaya çalışıyorum. Çok hızlı dönüşüyor dünya. Zihnim ise dünyanın etrafındaki ışık. Dünya leb demeden benim zihnim ayda yaşamak için yer arıyor. Kendini cevval bir hamle sahibi ya da görünmeyeni görecek kadar kudretli sanıyor. Biliyorum değil, gel de anlat. Çok da celallenmesin diye onu biraz eğliyorum. Dedim ya sakin kalmaya çalışıyorum. Bir ara Napolyon'un savaşlarını aratmayacak serüvenleri yaşadım zihnimle . Uzun yıllar sürdü. Çok kan kaybettim. Kazandım sandıkça kazınmışım. İnce bir çizgidir. A ne ara ı'ya döner ömründe anlamazsın. İnsan kazandıkça kazar, kazdıkça yetmez. Bir dağın zirvesi gibi görünürken kazanmak, avucunda güneşi belli belirsiz gördüğün bir kuyu kalır. Ve gökyüzü çok uzak. Kenarında kıyısında kalan anılar var zihnimde. Özlediğim dokunuşlar, öpüşler. Özlediğim gibi değiller biliyorum. Gel de anlat. Bir gün volkan patladı içimde. Hiç aklıma gelmezdi, kimsenin aklına hiç bir felaketin gelmediği gibi. İnsan...