Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gibi

Nihayetine varmadı niyetlerim, Dilekler sanki kumara düşmüş bir kaç iyi an ama hep kasa kazanmış.  Benim gariban niyetler don atlet evde, Sabrın sonu selamet rivayeti gibi. Bir zaman sokmuşlar eşekliğimin aklına karpuz kabuklarını, Ötesi benim temiz sabahlarımın aymazlığı... Birinin bana sarılmasından vazgeçtim, Zilim bile yanlışlıkla çalmasın istiyorum Günaydın rivayet gibi. Yarın, cennet vaadi adeta Göreni duyanı yok ama biri demiş gitmiş.  Aksini iddia etmeye içim el vermiyor, Elim de, kalan son şeyini tüketmek istemiyor,  İçim ve elim mıh gibi yapışmışlar birbirlerine. O sırada umut rivayet gibi. Kabullerimi annem nereye kaldırmış bulamıyorum Seçimlerimi dağınık bıraktığımdan kimseye de carlayamıyorum, Ortada bıraktım nihayetinde.  Ve senin bıraktığını illa ki biri alır.  Bırakmanı bile kabul edemezsin. Huzur bir hayli rivayet gibi. Ve onca olan olmazlığın arasında  Kendimi bazen peynire giderken sıkışan fare gibi hissediyorum. Benim g...
Bilirdim.  Eskiden...  Bir çok şeyi, uçanı kaçanı, kim kolpa kim sağlamı, Ne iş yapılır ne iş yapılmazı, ne sevilir ne sevilmezi.  Hepsini sıralardım bir bir.   Bilirdim şahı, şahbazı, köye düşmüş kurnazı, hafızı ya da hırsızı.  Gözünden tanırdım hayırsızı...  Dostu da, kardeşimi de, özü de bilirdim sözü de. Bir sabah unuttum hepsini.  Bir sabah, götürdü bütün bildiklerimi.  Güneş vurdu yüzüme kamaştı gözüm, ben gölgeye geçene kadar kaçmış gitmiş bütün bildiğim.  İki kelam edeyim dedim gidenin arkasından, beylik laflarım da kalmamış.  Atıl kalmış bildiklerim.  Bildiklerim yenilmiş zamana...  On dönüm bostanı olan Osmanlar gibiymiş doğrularım,  Eğrilerimin başı daha dik kalmış- ki hiç böyle bir dertleri yok iken-.  Bildiğim ölmeme yetmemiş.  Uyandırmış beni bir sabah bilmediklerim.  Neyi bilmediğimi de bilmiyorum şimdi.  Neyi bildiğimi zaten...  Bütün hatırları tek tek saymışım,  Bütün yor...

Duvar

Bir duvarım var ki, arkası derya deniz. Gel gör ki ben örmedim o duvarı. O kadar süre bakmışım ki o duvara, -Her halde boğulmamak için- Zihnim kabul ettirmiş duvarların içini odam diye, kalmışım içinde... Halbuki arkası derya Halbuki arkası deniz Arkası orman Arkası ormanın içi Arkası güneş Arkası bulut Arkası göl Arkası tepe Arkası yarın... Fakat ben sadece bir tarafına bakmışım duvarın. Duvarımın sıvası bozulmuş, benim dünyam bozulmuş, Düzeltmişler, para karşılığında. Para, benim duvarımı bana şık göstermeye yarıyormuş meğerse Para, duvarıma kadarmış. Arkası derya... Duvarımın arkasında boğuldum desem yalan olur Ki bu yaşıma kadar gelmişim ölmeden. Ama kaşınmışım bir kere huzurum kaçmış. Eşe dosta sordum;  Rutubet olur bu eski odalarda, boyarsın bir şeyi kalmaz dediler. Ben sıkıldıkça boyamışım içi nemli duvarlarımı. El yordamıyla. Astar bile çekmişim hasarımın üstüne,  Duymuşum bir yalancı ustadan "Daha uzun süre idare eder" diye.  -İd...

Kim?

 Kapımı çalan kim?  İzimi kaybettirmiştim ben.  O kadar hızlı, öyle iyi kaçmıştım ki!  Tam bir artist gibi.  Kim biliyor ki benim burada saklandığımı?  Ben kimseye haber vermedim,  Sırf üzülmesinler diye ailemden bile sakladım.  Pencereden bakmışımdır en fazla lakin onda da yüzüm seçilemez, İki gram gökyüzü görmek istedim epi topu.  Eşi dostu idare edebildim sanıyorum, Hem onlar kapımı çalmaz, bilirler ki açmam.  Habersiz gelmez hiç bir arkadaşım.  Beni telaşlandıracak bir şey yapmazlar... Belki artık beni sevmeyen biri?  Ben paniğe kapılayım istiyor ha? Belki böyle intikam alıyordur, beni kaygılandırarak? Ama ben kimseyi üzmedim... Öyle ki sürekli kendimi kırdım kimseye bir şey demeyeyim diye.  Öyle ki kendime kızdım kimseye kızmaya hakkım yok diye.  Bazen kendimi erteledim, başkasının işi çözülsün istedim. Kazandığımı bile bölüştüm, başkası zor durumda kalmasın...  Kendimi kısıtladım ha...

Bir Kitap Olayım

Çok isterdim bir kitap olayım... Senin baş ucunda. En kendin olduğun zamanlarda eline aldığın İnsanlardan uzaklaşmak istediğinde bana dokunduğun. Duymak istediğin zaman kelimelerime daldığın. Bazen denizin sesi eşlik etse bana, Bazen umudun. Bazı zamanlar uykuya dalarken okusan beni Düşürsen elinden. Yorganın eşlik etse bana... Bazı bazı da gülümsesen okuduğun dertlerime, Kafanı kaldırsan benden gökyüzüne Bir iç çeksen, Yanakların hissetse her bir katını gülümseyişinin... Bir mavi görsen uçsuz bucaksız, aralarında beyaz durakları olan. O duraklar olsam ben de, merakla okuduğun. Bazı günler yanında götürsen beni. Kahvenin yanında beni okusan Ben kokusunu alsam o çekirdeğin. Geldiği ormanı duysam Oradaki hayatları, yağmurları, rüzgarları... Ben de senden başka bir coğrafya öğrensem. Belki bir tiyatro oyununa götürürsün beni Yahut bir sinema filmine, kitaptan uyarlanmış. Belki insanların film izlerken neden mısır yediğini anlatırsın bana... Beni hiç bilm...

Aynı

Aynıydık.  Biz aynı.  Yalnızlığımızın sebebi ayrı da  Hırçınlığı aynı. Senin kaçtığın aynı Benim korktuğum. Vicdanımız da aynı Durduğumuz da. Senin sustuğun aynı Benim konuştuğum. Gözündeki öfke aynı, Aynı benim geçmişim Senin uyuduğun aynı  Benim uyandığım. Rutubetimiz bile aynı  Yaşlı duvarlarımız Boyası güzel içi çürümüş. Geçtiğimiz de aynı  Zamanları değişik vazlarımızın.  Düşüncelerimiz bile aynı biz bizeyken Kelimesizliği aynı  değerimizin İmdatların suskunluğu bile  Ağlamayanın açlığı bile aynı  Feryat figan ağlayanın bilaçlığı  Özlemlerimiz bile aynı  Senin olana benim olduramadığıma. Senin kalma sebebin aynı Benim kalamama sebebim Senin sevdiğin yer  Benim bittiğim...