Yalan.
Yalan söyleyecek kadar vaktim yok benim bu hayatta. Başka uğraşların girdabında heba edemem yaşama lüksümü. Yürüyecek yolum, bölecek ekmeğim varken , derdi yoldaş edemem kendime.Zaten o doymaz benim ekmeğimle, ben anca kendime yeterim ; ola ki kendim taştı birine , başım gözüm üzerine taştığım. Ben fikrime giderim, fikrim beni yanıltırsa alırım yine de koynuma. Uyuruz biraz. Dinlenir telaşımız. Ben seni değiştirmeye çalışamam. Bunu isteme benden. Bırak çalışmayı böyle bir şeyi hiç düşünmedim bile , keza yoldayken tabelalarda gördüm böyle şeyleri. İnsanlığını unutanlarımızın aklına karpuz kabuğu misaliydi bu oyunlar.Senin uğraşın kendine...Hepsini geçtim ; sarıldığımı neden değiştireyim, zaten onca şeyden sıyrılıp sarılmışım. İnsan sarıldığı , sığındığı şeyi niye değiştirsin? Benim ruhum kiremitleri, betonları sevse ,sana niye sarılsın ki? Kiremit değil bu kalp. Kalp değişir mi? Doğduğun değil mi sendeki ? Markasız, şehirsiz, karsız , safi atma telaşında olan. Sarıldığımla...