Nayloncu.
Benim bir derdim var. Al bu derdi yerine mandal filan ver nayloncu! Aslında devir senin devrin. Bizim çocukluğumuzda sen mahalleler arasında dolaşan, ilk habercilerin biz çocukların olduğu- çünkü sen geldin mi maça ara vermek zorunda kalırdık - sonra annelerin olaya dahil olduğu ve sonrasında ise unutulan varla yok arasında bir ilişiktin. Mesela eski mahalledeki tüpçünün bile hatırı vardı bende, hiç girmediğim kuaförün, kuru temizlemecinin bile! Halbuki sen yoksun. Hem herkesle bu kadar haşır neşir olup, hem de bu kadar belli belirsiz olmak senin harcın. Yani senin arabanın arkadan bir görseli var -o da gitse de maça devam etsek diye bakmaların mirası-. Dedim ya senin eskiden kıymetin çok bilinmezdi ama simdi senin devrin; biz büyüdükçe her şey naylona bağladı. İlişkiler, dostluklar inanmazsın faturalar bile! Fatura ulan bu diyeceksin sen simdi, nasıl naylon olur bu. Ya caanım nayloncu senden sonra naylon sektörü çok başka hal aldı. Mesela bazı arkadaşlarım var naylon. İnanm...