Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nayloncu.

Benim bir derdim var.  Al bu derdi yerine mandal filan ver nayloncu! Aslında devir senin devrin. Bizim çocukluğumuzda sen mahalleler arasında dolaşan, ilk habercilerin biz çocukların olduğu- çünkü sen geldin mi maça ara vermek zorunda kalırdık - sonra annelerin olaya dahil olduğu ve sonrasında ise unutulan varla yok arasında bir ilişiktin. Mesela eski mahalledeki tüpçünün bile hatırı vardı bende, hiç girmediğim kuaförün, kuru temizlemecinin bile! Halbuki sen yoksun. Hem herkesle bu kadar haşır neşir olup, hem de bu kadar belli belirsiz olmak senin harcın. Yani senin arabanın arkadan bir görseli var -o da gitse de maça devam etsek diye bakmaların mirası-. Dedim ya senin eskiden kıymetin çok bilinmezdi ama simdi senin devrin; biz büyüdükçe her şey naylona bağladı. İlişkiler, dostluklar inanmazsın faturalar bile! Fatura ulan bu diyeceksin sen simdi, nasıl naylon olur bu. Ya caanım nayloncu senden sonra naylon sektörü çok başka hal aldı. Mesela bazı arkadaşlarım var naylon.  İnanm...

Güzelliğin.

Resim
Hiçbir mercek veyahut hiçbir cam seni beni gördüğüm kadar güzel gösteremiyor. Bildikleri yok onların. İnsan eliyle anlatabilecek bir güzelliğin olsa herhangi bir çağ üretimine bırakmaz ben çizerdim seni... Bilirim ki renkleri kağıda bulayınca da sen olmayacaksın. O kağıtta gördüğümde seni hatırım kırılır, bilir ki onun oralarda tasvirin başka. Bir ihtimal bir yel güzelliğinde yoldaş olur bana ya da bir yağmur belki. Yağar, ister ahmak ıslatır cinsten -ki ahmağım ben bu güzelliğe karşı - ister sular seller gibi yağar bana. Sırılsıklamlığı ondandır aşkın  yoksa kuru kuruyadır aşk. Gökten gelmedi mi, ummadığın anda vurmadı mı olmaz. Ötesi berisi yok, bilimle yansıtılmaz güzelliğin. Dünyada ki hiç bir güzellik gibi seni de fotoğraflardan görüp sevemem ben. Mümkün değil bu! Türlü halini kısırlaştıramam.  Aklım sessiz kaldı mı anlatır seni de, kelimelere dökünce beceremez. Kelimeler döküntü gelir aklıma . Sanki hiçbir güruh seni taşıyamaz. Dil güzeldir başım gözüm üstüne ama sen d...

Kalbi yarım.

Resim
İnsan kalbi yarım. Resimlerde ki gibi değil. Hayat genelde resimlerdeki gibi olmuyor . O resim insan eli! Ve çektiğinin tasvirini tam anlamıyla iletebilecek bir yetiye sahip değil. Ya da sahipse henüz bunun bilincinde olacak kadar kendinde değil. Hep başkasında insan. Oradan oraya! Sevdiğini, merakını, hakkını, kıymetini hep başkasında arıyor. Kalbi yarım. En çok vakit geçiren kendi iken, başkasına sorduruyor kendini. Her anını bilir iken teyit telaşında koşturuyor. Durmuyor insan yoruluyor bazen kalbi yetmiyor, yarım. Yine de durmadan sağa sola tutunarak, atıyor kendini yollara. Ne yol biliyor onu, ne o yolu. Güçsüz düşüyor ya bazen bir el uzanmadı diye kızıyor, bir el bekliyor! Yoldu bu hani? Yol hani sen idi?  Sözüm ona kendin çıktığın yolda kendinden çıkıyorsun bazen. Sana kendin el uzatmamışken başkasına kızıyorsun. Burada bile kendinde değilsin, kalbin yarım.  Kendinle değil de başkasıyla daha çok sohbet ediyorsun, bilmediğin, ihtimal dahilinde olan şeylere bile ke...