Kayıtlar

Ağustos, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
 Yarım.  Ne demek diye sorsan bitemeyen bir cümle ile girerim konuya. Öyle yüksek enerjiyle başlarım ki cümleye, öyle kitabi...  Ama sonunu getiremem. Sanki biri tutar dilimi. Tıkanırım yarımı anlatırken bile.  Öyle bir yarım.  Hatrı kalan bir şey bu yarım, devamının tamam olduğuna inandığın vehayut evvelinin tamamına inanmadığın. Evveli senin oysa ki. Senin tamamsızlığın ve bugünün yarımlığı. Nerden baksan ahmakça. Ama ahmaklık bazen öyle... Günlük dertlerin tamamını unutup, varlığımın yarımına düştüm. Biri çelme taktı. Ya da bir çelmeye takıldım. Ya da çelme uzun süredir takılayım diye gerim gerim geriniyormuş da, bir sarhoşluk anında bin kilometre gidip takıldım. Takıldım işte, süsleri bir kenara bırakalım. Velhasıl çelinen ben, bir hayatın ayağında bir süre yüzü koyun yattım. Kalktım az biraz, belimden doğruldum. Yüzü vardı. Yüzü için birkaç bin kilometreden daha düşebilirmişim gibi hissettim. Yüzü, benim herhangi bir şeyin yüzünden yapmadığım herşeyden daha...

?

 Hangi şarkı anlatır senin derdini?  Hangi şiirde ahvaline derman bulursun?  Hangi memleket senin çocukluğundur?  Ya da hangi insanda kendine gelirsin?  Bir yolsa bu ömür dediğin, durağa arzun nedendir?  Sadece iki soluk almak için mi sarılır insan bir diğerine?  Yoksa evladiyelik dediğimiz şey mi birleştirir bizi?  Bilmediğimiz halde neyi geleceğe teslim ediyoruz? Ya da neden düne emanet bugünün duyguları? Neden olmamışlar yüzünden olanı yitirmek asli görevimiz?  Neden bir tasvire ihtiyacı var hislerimizin?  Bir diğerine anlatmak arzumuz neden?  Neden haklı çıkmak istiyoruz yüzyıllardır haksızlıkla dönmüş bu dünyada?  Tarihe inat bu haklı çıkma gayretimiz neden?  Neden bütün bize, bugüne  ait olmayan şeylerle değerimizi ziyan ederek güçleniyoruz?  Hakiki güç yaşamak iken, neden ölümün gücüne sığınıp varoluyoruz?  Bildiğimiz varken, bilmediğimize sığınmak neden?  Yorgunluğunu bir apolet gibi taşıyan ins...