Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sen, ben, biz.

Yüzünün kimliği gözlerin Kapadın mı hükümsüzsün Hiç bir hak iddia edemem arzularıma dair.  Yorulurum orada bir göz düşünmekle Üstüne bir kirpik, hülyalı bakışlar... Benim işim değil, zorlanırım. Sağım solum hayal olur. İstemem... Sen varken hayal kurmak ayıptır buralara Zihnimi istemem yanımda sen varken Varlığın yaşamak için kabulumdür.  Bilirim önceleri zihin işçiliğimi, buralarda yüz bulmayan rüyalara daldığımı. Terleyerek uyandım hep, kırılmış. Yorgun Hasar bıraktığı da oldu daldığım dehlizlerin Amma yürüdüm kabul edebileyim diye. Çok sorular kendime. Bir mahmurluk anında gördüm kaçamaklarımı ,sıgındıklarımı Hiçbiri sen gibi, ben gibi değildi.  Neydi onlar?  Kimin yapımıydı onlar?   Baktım ki biz daha kudretliyiz Baktım biz evladiyeliğiz Baktım ; evladım  elimde   Baktım ; evladımın diğer eli  Yer arayıp duruyor zamanda... Yaşamakla haşır neşirim şu sıra.  Kapamıyorum gözlerimi ...

Soru

Uzaklaştırıldık soru sormaktan. Şimdilerin değil, çocukluk hasarı bu soru soramamak. Yanlıştı, ayıptı, karşı tarafla olan ilişkinde mesafe koymaktı. Yargıydı,samimiyet kırıcıydı. Karşı tarafta uyandıracağın hissiyatlar korkusuydu. Soru sormanın güzelliği, ufuk açımını, sorgu -yargı kısırlığına heba ettik.  Soru ki ; milyon farklı ihtimali aşılayan, döngüden ayrıştıran, kendi yolunun giriş bileti sunan güzel bir lüks iken eylem hatasından, susmalardan kafamızı kaldıramadık.  Bazı susmalar vardır ,bilgiden ve kabul edişlerden türer. Gel gör ki çoğumuz bilgiye sahip olamadan sustuk. Toplum, biçim, anane, örf ,adet alt metni ne olursa olsun sustuk. Susmanın nedeni çok sorgulanmaz ya. İyidir susan çocuk, efendidir. Ağır başlı diye bir tanım var bizde. Evet ağır başlıdır öyle ki kafasında sormadığı sorulardan kamburu çıkacak kadar. İnsan bu anlaşılamaz, tahmin edilemez varlık. Homurdanmaların karnından konuşmaların önüne geçemiyor bazı zamanlar, o vakte kadar sırtına kadar yüklen...