Sağlama

 Önce iyiliklerimi temizledim bir bir.  İyi sandığım iyiliklerim etrafı çok dağıtmış, aklımı allak bullak etmişti. Sonra yardım ettiğim dostlarımı çıkardım hayatımdan, çünkü iyiliklerin de denize atılması gerekiyordu. Habili de azad etmeli insanı. 

Sonra mangalımı yakıp, güvendiğim dağların kar mevsimini bekledim. Parça parça geldi yitirmelerim.  Sırasıyla; hayallerim, sandığım şeyler ve son olarak sevdiğimi yitirdim. İlk ikisi bir arpa boyu yol olmadı da bana, sevdiğini yitirmek ne menem bir halsizlikmiş. Bir hal ki, dönüşmeyen. 

Bir iskemleye oturdum. İskemle iyidir, ahşabın gıcırtısı ve sertliği doğru kararlar almanı sağlar.  Şefkati eksilmiş iskemleme, kırpmadan gözümü, hesapladım insanları kabul etmekle harcadığım zamanı. Sonra kendimi kabul etmekle geçirdiğim zamanı da yazıp baktım önüme. Utandım.

Kendim. Uyuduğum. Uyandığım. En basiti karnımın ağrısını çeken kendimi kabul etmeye zaman ayırmamışım. Modern zamanın dile düşmüş olumlamalarında ayırmışım da, iç dünyamdaki vahşi, huysuz canıma değinmemişim. Bağlamışım vahşi yanımı bir kenara, boynuna bir ip, bir köşede şık şık tutmuşum. Kabul de etmemişim içeriden bir yerden vahşetimi, bana zararı olur diye düşünmüşüm. Gel gör ki insan vahşetinin kıymetini bile kaybedince anlıyor. Ne anlarsınız bu "içimizdeki vahşi" tanımından bilemem, ben dökerim içimi, avucunuz kadar ceplersiniz. Benden pas.

Velhasıl modern dışımın gerçek anlamda işe yaramayışlarından dolayı, ben bu vahşi içime uyandım. Dış dünya o kadar dürttü ki beni, o kadar kaşıdı ki yaramı, yandıkça canım gözümden akan yaşlardan  gömdüğüm ne varsa filizlendi. 

İnsanın aklı durdu mu, hayatı durdu mu, hiç birşey hissetmediği anlarda bir şey bekler, bu kaçınılmazdır. Bütün hikayeler, filmler bizi böyle koşulladı.  Böyle bir seleksiyon yok da neyse. 

Yıllarca umrunda olmayanı, olmadığını sandığını gerçek anlamda durduğu zaman, beklediğini farkeder insan. Ben de bekledim halim gittiğinde. Beklendi bir süre. 

Bir de beklemek öyle dingin bir gözlemmiş ki, beklemediğimden görmemişim yıllardır; her şeyi habitatıyla, olduğu kadar görüyorsun bekledin mi. 

Gördüğüne uyanmak ise başka mesele. İdrakı başka.

Devamı okuyarak anlaşılmaz, ben de yazarak iletemem zaten. Kalın sağlıkla.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayal Birliği